Masiyet Çağında Yarının Kurucu Akıllarının Mihmandarı

Masiyet Çağında Yarının Kurucu Akıllarının Mihmandarı

Bugün dünya bir fetret devri yaşıyor. Gök kubbenin altında yükselen şehirler ışıkla donanmış gibi görünse de hakikatte karanlıklarla örtülüdür. İnsanoğlu şehvetin girdabına, menfaatin köleliğine, ihtirasın kör kuyusuna düşmüştür. Yürekler boştur, ruhlar ise susuzdur. Ekranların ardında büyüyen nesiller bilginin büyüsüne kapılmış lakin hikmetin tadını unutmuştur. İlim eşyaya hâkim olmak için kullanılırken insanın kendisi en büyük esaretin zincirleriyle bağlanmıştır.

İşte bu hengâmede insanlığın kurtuluşu için bir sığınak hâlâ ayakta ve hala devam etmektedir: Medrese.
Medrese sadece ve sadece taş duvarlardan, kubbelerden mi ibarettir? Medrese ruhların yoğrulduğu, kalplerin Allah’a yöneldiği, akılların iradeyle bütünleştiği mukaddes bir mekândır. Orada ilim kuru bir ezber çok ötede imanla yoğrulmuş, ahlakla bezemiş bir hakikat yolculuğudur. Orada ilim Allah’a yakınlığın, kulluğun ve hizmetin vesilesidir.

Bugün dünyanın masiyet dolu hâllerine baktığımızda medreselerin rolünü daha berrak görebiliyoruz. Çünkü insan bütün teknolojik imkânlara rağmen kendi nefsini yenememekte, kalbini arındıramamaktadır. Çünkü teknoloji bunu yapamaz. Avrupa’nın üniversiteleri ilimle dolup taşsa da insanlık faziletini kaybetmiştir. Doğu’nun şehirleri ticaretle çalkalansa da adalet sükût etmiştir. Ama Anadolu’nun bağrında mütevazı bir köydeki medrese bir çocuğun gönlüne Allah sevgisini işleyerek bütün kâinata nur saçacak bir yiğit yetiştirebilir.

Medrese insanın şahsiyetinin ve kişiliğinin inşa edildiği, iradenin terbiye edildiği, kalbin arındığı bir ocaktır. İmam Gazâlî’nin gözyaşlarında, İmam Mâturîdî’nin kelamında, İmam-I Azam Ebu Hanife rahmetullahi aleyhim’in adaletinde parlayan bu ruh, her çağda ümmete yol göstermiştir.

Fatih’in yanında Akşemseddin,
Yavuz’un ardında İbni Kemal,
milletin gönlünde Yunus Emre…

Onların kaynağı hep medrese idi. Çünkü medrese insan yetiştirirdi, insan da dünyayı değiştirirdi.

Bugünün gençliği yarının kurucu akılları olacaktır. Onların ellerinde ya bir bilgisayarın ekranı insanlığı köleleştirecek ya da bir mushafın satırları insanlığa özgürlük bahşedecektir. Ya nefislerine tutsak olup masiyetin peşinde kaybolacaklar ya da irfanla donanıp insanlığı ihya edeceklerdir. İşte bu yol ayrımında medreseler gençliğe mihmandarlık yapacaktır. Onların ruhlarına sabrı, adaleti, merhameti, ilmi ve hikmeti aşılayacaktr.

Yarınların Türkiye’si ancak medreselerin dirilttiği ruhlarla kurulacaktır. Sokaklarında irfan yankılanacaksa, çarşılarında adalet hâkim olacaksa, evlatlarımız Kur’an’ın nuru ile aydınlanan mücahitler olacaksa bu medrese sayesinde olacaktır.

Medrese yorgun insanlığın yeniden dirilişi, kararan gönüllerin yeniden aydınlanmasıdır. Dünya masiyetle çürürken medrese hakikatin sancağını taşımaktadır.

Ve biliniz ki medreseler var oldukça yarınların kurucu akılları asla sahipsiz kalmayacaktır.